Federal Soruşturma Bürosu, yaygın olarak FBI olarak bilinen ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en önemli kurumlardan biri olan bir yapıdır. Hollywood filmleri ve edebiyat eserlerinde sıkça karşımıza çıkan bu kurum, esas olarak iç istihbarat ve ulusal güvenlik alanlarında faaliyet göstermektedir. FBI, terörle mücadele ve karşı casusluk gibi çeşitli suç alanlarında etkili bir şekilde çalışır. 1908 yılından beri faaliyette olan bu kurumun bazı operasyonları büyük dikkat ve özveri gerektirir, çünkü bazı FBI vakaları kanlı cinayetler, gizemli kayboluşlar ve tehlikeli suç örgütleriyle ilgilidir.
İşte 20. yüzyılda dikkat çeken önemli FBI vakaları…
DB Cooper’ın kayboluşu
FBI, 20’nci yüzyılda pek çok önemli operasyon gerçekleştirdi. Bunların çoğu başarıyla sonuçlandı. Ancak FBI’ın hiçbir zaman çözemediği ilginç vakalar da var. DB Cooper’ın kayboluşu ise çözülemeyen vakaların en ünlülerinden biri.
Kendisini Dan Cooper olarak tanıtan bir adam, 1971 yılında Northwest Orient’in 305 sefer sayılı uçuşuna, Oregon’dan Seattle’a gitmek üzere tek yön bir uçak bileti satın aldı. Uçak havalandıktan bir süre sonra uçuş görevlilerinin yanına giderek bomba dolu evrak çantasını gösterdi! 200 bin dolar ve paraşüt talep ediyordu. Kısa süre içerisinde olaydan haberdar olan FBI, onlarca masum insanın hayatını riske atmamak için bu hava korsanının talebini kabul etti. Uçak Seattle’a indi ve Cooper’ın istekleri karşılandı. Daha sonra Cooper, pilota yeniden havalanmasını ve Mexico City yönüne hareket etmesini söyledi.
Hava korsanı, Nevada üzerine geldiklerinde uçaktan atladı ve kayıplara karıştı. FBI, ardında hiçbir iz bırakmayan bu adama ulaşabilmek için sayısız ipucunu takip etti, yüzlerce kişiyi sorguladı. Ne var ki DB Cooper’ı bulmayı hiçbir zaman başaramadı.
Bonnie ve Clyde vakası
Bonnie Parker ve Clyde Barrow'un yaşamları, pek çok popüler kültür eserine ilham kaynağı olmuştur ve bu ikili tarihin en ünlü suçluları arasında yer alır. Çift, ülke genelinde birçok soygun ve cinayet olayından sorumlu tutuluyordu. ABD polisinin bu ünlü suçlularla başa çıkmakta yetersiz kalması, durumu FBI için ideal bir vaka haline getirdi. FBI’ın 8 farklı şehirdeki bürolarında görevli ajanlar, yerel kolluk kuvvetleriyle iş birliği yaparak bu ünlü kaçakların izini sürmeyi başardı.
Charles Lindbergh Jr’ın kaçırılması
Askeri pilot Charles Lindbergh ve eşi Anne Morrow Lindbergh, 1932 yılında büyük bir trajediyle karşı karşıya kaldı. Çiftin 20 aylık bebekleri Charles Lindbergh Jr, kaçırıldı. Ülkenin ulusal kahramanlarından biri olan Charles Lindbergh’ın yaşadığı bu talihsiz olay, tüm Amerika'nın ilgiyle takip ettiği büyük bir dava haline geldi.
Kaçıran kişiler, bebeklerini serbest bırakmak için 50 bin dolar talep ettiklerini belirten bir not bırakmıştı. Bunun dışında, çamurlu ayak izleri ve kırık bir merdiven gibi birkaç iz bırakılmıştı. Ancak, Charles Lindbergh Jr. asla ailesine geri dönemedı. Kaçırılmasının yaklaşık 40 gün sonra, bebeğin cansız bedeni, Lindberghlerin evinin yakınlarında bulundu. Bu gelişme toplumda büyük bir şok etkisi yarattı ve FBI’ın olaya müdahil olmasına neden oldu.
FBI, kapsamlı bir araştırma ve çalışma sonrasında Bruno Hauptmann adında bir Alman göçmenine ulaştı. Hauptmann’ın yaşadığı eve düzenlenen baskında büyük miktarda para ve bazı el yazısı notlar bulundu. FBI, bu el yazısını fidye notundaki yazı ile karşılaştırdı ve her iki yazının da aynı kişiye ait olduğunu doğruladı. Bruno Hauptmann, adam kaçırma ve cinayet suçlamalarıyla yargılandı ve 1935 yılında idam edildi.
Rosenberg casusluk vakası
Rosenberg casusluk davası, yıllar boyunca dilden dile anlatılan ve büyük tartışmalara yol açan bir olay olarak dikkat çekiyor. Bu dava, bazılarına göre Soğuk Savaş dönemindeki "cadı avı"nın en belirgin örneklerinden biri olarak görülürken, diğerlerine göre FBI’ın yeteneklerini kanıtladığı önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
1940'ların sonlarında, ABD askeri istihbarat ajanları şifreli bir belge ele geçirdi. İddialara göre, bu belgede nükleer silah programıyla ilgili Sovyet casuslarının bilgileri yer alıyordu. New York'ta yaşayan mühendis Ethel Rosenberg ve eşi Julius, bu belgeler sayesinde tespit edilen casuslar arasında yer aldı.
FBI tarafından tutuklanan çift, suçlamaları reddetti ve Sovyet casusu olduklarına dair kesin kanıtlara ulaşılamadı. Buna rağmen, Julius ve Ethel Rosenberg çifti 1953 yılında idam edildi.
Osage cinayetleri
Osage Cinayetleri, 20’nci yüzyılın en ürkütücü FBI vakalarından biri olarak tarihe geçti. 1920'lerin başında, Amerika Birleşik Devletleri'nin Oklahoma eyaletindeki Osage bölgesinde yaşayan bir Kızılderili kabilesi olan Osage, büyük bir olayın merkezinde bulunuyordu. Bölgedeki petrol keşfi, bu yerli Amerikalıların yaşamını köklü bir şekilde değiştirecekti.
Petrol sayesinde Osage kabilesinin üyeleri hızla ülkenin en zengin insanları arasında yer aldı. Kabile, kısa süre içinde 30 milyon dolarlık bir serveti yönetir hale geldi. Ancak bu büyük servet, birçok kabile üyesinin gizemli bir şekilde ölümü ve kaybolmasına neden oldu. Kabile üyelerinin mülklerine yönelik çeşitli saldırılar gerçekleşti, fakat faillerin kimliği yolsuzluk ve ilgisizlik nedeniyle bir türlü belirlenemedi. Bu durum üzerine FBI devreye girdi.
FBI, Oklahoma eyaletine ve özellikle Osage bölgesine kapsamlı bir operasyon başlattı, birçok personel ve muhbir bölgeye yerleştirildi. Uzun süre süren bu operasyon sonucunda, FBI ekipleri William Hale isimli bir kişinin cinayetlerle bağlantılı olabileceğini fark etti. Hale, bir iş insanı olarak tanınmasına rağmen gerçekte bir suç ailesinin lideriydi ve Osage cinayetlerinin arkasındaki isimdi. Bu vaka, FBI’ın başarıyla sonuçlandırdığı ilk büyük operasyonlardan biri olarak tarihteki yerini aldı.
Unabomber vakası
Amerika Birleşik Devletleri, 1970'ler ve 1980'ler boyunca birçok bombalı saldırıya maruz kaldı. Bu dönemde, çeşitli bölgelerde gönderilen bazı bombalar patlamadan önce imha edildi. FBI, bu saldırılarda kullanılan ev yapımı patlayıcıların birbirine çok benzer olduğunu fark etti. Bombaların aynı kaynaktan çıkıp ülke genelinde farklı yerlere dağıldığı belirlendi. Sonunda, uzun süren bir çabanın ardından FBI, Unabomber olarak bilinen saldırgana ulaştı ve Ted Kaczynski'nin kimliğini ortaya çıkararak onu yakalamayı başardı.
John F. Kennedy suikastı
John F. Kennedy, 1960 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin 35. başkanı olarak göreve başladı. Ancak bu parlak liderin başkanlık dönemi, 1963 yılında yaşanan bir suikast sonucu sona erdi.
Bu olay, tüm dünyada büyük bir şok etkisi yarattı ve suikastın aydınlatılması sorumluluğu FBI'a düştü. FBI ajanları, bu tarihi suikastla ilgili yaklaşık 25 bin ayrı görüşme gerçekleştirdi ve on binlerce ipucunu titizlikle inceledi. Yoğun çabalar sonucunda, suikastı gerçekleştiren kişinin Lee Harvey Oswald olduğu belirlendi ve FBI ajanları, Oswald'ı tespit etmeyi başardı.