ARDA KEMAL ATAY
Özaslan, ”Hem Ankaramızın başkent oluşu hem de cumhuriyetimizin yüzyılı sebebiyle. İkisi birbirini tamamlayan bir süreç. Ankara'nın başkent oluşu cumhuriyetin ilanından öncedir. Bu cumhuriyetin kuruluşu için de çok önemlidir. Başkent Ankara ve cumhuriyet birbirlerini tamamlayanıdır. Atatürk, cumhuriyet ve Ankara bizim için bir bütündür. Bunlardan birini çıkardığınız zaman diğer ikisinin anlaşılması zordur. Ankara bir Atatürk, bir cumhuriyet şehridir. Ankara Atatürk kokar, cumhuriyet kokar. Biz, Ankaramızın başkent oluşunun 100. Yılına erişmiş olmaktan ve cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamış olmaktan çok çok mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
29 Ekim kutlamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Metin Özaslan, "Tabii ki çok daha iyi olabilirdi ama ne yazık ki çevremiz ateş çemberi. Yine de büyük bir heyecan, kutlama görüyorum. Bizlerde Ankara Kulübü Derneği olarak tüm bu etkinliklerde yer almaya çalışıyoruz” dedi.
27 Aralık 1919’da Seymen alayının Dikmen sırtlarında Atatürk’ü karşılamasından bahseden Özaslan, şöyle konuştu:
“Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi ve Ankara’yı milli mücadelenin merkezi ve ardından başkent olarak seçmesi bir tesadüf değil, önceden planlanmış bilinçli ve bilimsel bir tercihtir. 27 Aralık 1919’da yaşananlar ise basit bir karşılama töreninin çok ötesinde anlamlar ifade etmektedir. Zira binlerce yıllık köklü “Seymen Dizilme Töresi” ile yeni bir liderin ve yeni bir devletin kuruluşu tüm dünyaya ilan edilmiştir. Nitekim Mustafa Kemal Paşa ülkeyi kurtarmak için kişisel kararlılığı kitlesel direnişe dönüştürebilecek ortamı daha ilk günden başlayarak Ankara'da bulmuştur. Atatürk ile Ankaralıların kucaklaşması, ateş ile barutun buluşmasıdır.”
“Atatürk, Cumhuriyet ve Ankara birbirini tamamlayan bir üçgen, biri olmazsa diğerlerinin anlamını yitireceği ayrılmaz bir bütündür. Atatürk’ün kendi ifadeleriyle “fenni” bir seçimle bütünleşen bu üçlü Ankara’yı 27 Aralık’tan itibaren tüm dünyanın dikkatle izlediği emperyalizm karşıtı mücadelenin merkezi ve mazlum dünyanın kalbi yapmıştır. 13 Ekim’de Başkent oluşu ve özellikle 29 Ekimde Cumhuriyet’in kalbi olmasıyla birlikte Başkent Ankara “hars (milli kültür)” ve “medeniyeti” sentezleyen yeni ve alternatif bir medeniyet projesinin laboratuvarı ve Anadolu’nun kalkınma-modernleşme mücadelesinin lokomotifi olmuştur. “
“İşgal altında parçalanmış bir ülkenin ve bitkin düşmüş, yokluktan yoksulluktan sıtmadan açlıktan kırılan bir milletin uyanışında ve milli mücadelenin başlatılarak sonuçlandırılmasında Mustafa Kemal gibi bilimi baş tacı yapmış, ülkesinin coğrafyası ve tarihi kadar üzerinde yaşayan insanların kök değerlerini, sosyal genetiğini ve sinir uçlarını iyi bilen, uzak görülü, zaman ve mekan ustası bir öndere sahip olmak Türk milletinin şansıdır ve tarihin ona verdiği eşsiz bir armağandır. Ankara’mız için ise Mustafa Kemal’i karşılamak, O’nu bağrına basmak, omuzdaşı olmak, önce Kuvayı Milliye hareketinin kalbi, sonra da Cumhuriyet’in başkenti olmak, tarihin yazgısıdır ve büyük bir kolektif kahramanlık örneğidir. Ankaralılar, bütün Anadolu’yu kaplayan umutsuz ve karanlık günlerde, olağanüstü bir sağduyu, öngörü ve özveri ile hem Ankara’mızın hem de ülkemizin geleceğini hazırlamışlardır. “
“Ankara, Anadolu’nun sönmeyen bağımsızlık ve özgürlük ateşini taşıyan insanlarının kentidir. Ankara, tarih boyunca bağımsızlığın anlamını bilen ve bunun bedelini ödeyen bir kenttir. Ankara çevresi insanı için bağımsızlık ve özgürlük bir yaşam biçimidir. 11’nci yüzyıldan itibaren Oğuz-Türkmen gelenekleriyle geçmiş tarihin, inançların ve kültürel birikimin sonucunda oluşan güçlü ulusal duygular ile bağımsızlık ve özgürlük düşüncesi, Ahilik felsefesi çerçevesinde çalışma, üretim ve dayanışmayı temel alan köklü bir kent kültürü, Ankara ve Ankaralıların yaşam biçimi olmuştur. Ankara, milli mücadelenin doğuşunda ve başlangıcında olayları en doğru biçimde izlemiş, gerçekleri anında görmüş ve gerekli tavrı çekinmeden koymuştur. Milli mücadelenin başlangıç günlerinde Ankaralılar tarihlerinden gelen güçlü bir önsezi ve inançla Mustafa Kemal’i coşkulu biçimde karşıladıkları gibi, kurtuluş savaşında ve devrimler sırasında verdikleri olağanüstü destekle, kararlılıkla, inançlı duruşla Atatürk’ün gönlünde özel bir yer kazanmışlardır. Bu değeri Mustafa Kemal “Ankara’nın ve Ankaralıların benim gönlümde müstesna bir yeri vardır” sözleriyle ifade etmiştir. “
“Bugün modern ve güçlü bir ülkede başı dik şekilde yaşıyorsak başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, onu bağrına basan Ankaralı ecdadımız ve tüm şehitlerimiz sayesindedir. Tarihe ant olsun ki bizler de bu güzel vatanı, onların bize açtıkları yolda, onların gösterdikleri ülküler ışığında sonsuza kadar yaşatacağız. Bu topraklarda Kızılca Gün ateşi hiç sönmeyecek, Atatürk, Cumhuriyet ve Başkent Ankara sevdamız artıp eksilmeyecek.”