Betül Gökçe AKGÖL'ün 15 Mart 2024 tarihli yazısı: Çölde Açan Çiçeğim, Alan
Romancı, senarist ve karikatürist olan Jean Teule, çağdaş Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biridir. Kara mizah türündeki İntihar Dükkanı isimli kitabı ise yaşamın içinden, üzerine konuşulması ve düşünülmesi zor bir gerçeklik olan intihar olgusunu müthiş bir kurguyla anlattığı kitabıdır. Bence Jean Teule bu kitabında karikatürist kimliğini çok iyi yansıtmış.
Adı ile müstesna İntihar Dükkanı, herkesin mutsuz olduğu, gülmenin yasaklanmış olduğu bir dünyada yaşayan insanların hayatlarına son verebilmeleri için birbirinden farklı araç gereçlerin satıldığı bir dükkan işleten Tuvache ailesini anlatıyor. Bu intihar dükkanından sadece bir kere alışveriş yapabilirsiniz çünkü tekrar bu dükkana gitme şansınız yok. Senelerdir bu dükkanı yürüten aile “Hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız!” sloganıyla da bu işi layıkıyla yaptığını göstermektedir. Şimdi biraz karakterlerimize bakalım.
Mishima Tuvache, ailenin babasıdır. Nesiller boyunca ailesinin yürüttüğü intihar dükkanı ona kalmıştır. Mishima’nın tek amacı bu dükkanın kusursuz ve amacına uygun bir biçimde yürümesidir. İntihar etmek isteyen müşterilerinin memnuniyetini her zaman önemseyen Mishima, oldukça karamsar bir yapıdadır ve onu keyiflendirebilecek tek şey, intihar vakalarında artışa neden olabilecek dünya gündemindeki felaket olaylarıdır. Daha sonraları kitapta şiddetli bir depresyona girecek ve dükkanın idaresini eşi Lucrece’e bırakacak ancak dükkanın amacından saptığını görmeyi kabullenemeyecek. Mishima, değişime karşı ve mutluluğa karşı belki de kitaptaki en dirençli karakter. Ancak oğlunu kaybetme korkusu onu biraz da olsa yumuşatacak.
Lucrece ise Mishima’nın eşidir ve onun gibi karamsar, mutsuz bir ruh haline sahiptir. Çocukken ailesine dair yaşadığı travmalar onu hayal kırıklığının ve umutsuzluğun pençesine düşürmüştür. Duygularını belli etmeyen, mutsuz bir kadın olsa da zaman zaman çocuklarına duyduğu şefkatin izlerine satır aralarında rastlanmaktadır.
Marilyn Tuvache, ismini genç yaşta hayata veda eden Amerikalı oyuncu ve model olan Marilyn Monroe’dan almıştır. Ailesinin tek kızı olan Marilyn, oldukça özgüvensiz bir genç kızdır. Doğum gününde anne ve babası tarafından Marilyn’e enjekte edildiğinde kişinin kendisine zarar vermeyen ancak salyada ölümcül bir zehire dönüşen bir sıvı hediye edilir. Böylece Marilyn, gönüllü olarak gelen müşterileri öperek öldürebilecektir. Ancak bir gün intihar etmek isteyen Ernest’e aşık olur ve onu öpmeyi reddeder. Marilyn’in dönüşümü, en gözlemlenebilir dönüşüm olmuştur. Aşık olmak, sevilmek onun dönüm noktası olmuştur. Giderek daha mutlu, dans etmeyi seven bir genç kadın haline gelmiştir. Çünkü sevgi güzelleştirir.
Vincent Tuvache, ismini intihar eden Hollandalı ressam Vincent Van Gogh’dan almıştır. Devamlı şiddetli baş ağrıları yaşadığı için başında daima sargı bezleriyle yaşayan, yemek yemekte zorlanan karamsar ve depresif bir karakterdir. Devamlı övgüler alır. Tıpkı ismini aldığı Van Gogh gibi sanata yeteneği vardır ve çizdiği resimler yalnızca intihar üstünedir. İlerleyen sayfalarda mutlu olmaya başladıkça giderek kilo alan, sağlıklı bir Vincent görülmektedir.
Alan Tuvache, kitabın aileye en zıt ve uyumsuz olan karakteridir. Dünyaya geldiği ilk andan beri ışıl ışıl gülümsemesi, sevimli ve peltek konuşmasıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Ailesi için büyük bir hayal kırıklığı olarak görülen Alan, en kötüde bile iyi taraf yakalayabilen bir çocuktur. Annesinin deyimiyle “iyimserliği ile çölde çiçek açtıracak” kadar pozitiftir. Alan’ın önemli bir amacı vardır: Ailesinin güzellikleri görebilmesini ve mutlu olabilmelerini sağlamak. Yalnızca ailesinin de değil, dükkana gelen tüm insanların hem kendileriyle hem de dünyayla barışmalarını sağlamak için sıklıkla intihar dükkanını sabote etmeye çalışır. Anne ve babasının vermiş olduğu cezalar, maruz kaldığı baskılar onu yıldırmamıştır. Ancak kitabın ters köşesi de yaşamına son veren tek karakterin Alan olmasıdır. Çünkü Alan, hayatının amacını yerine getirmiştir. Ailesi artık gülümseyebilen insanlar haline gelmiştir.
İntihar Dükkanı anlatımıyla hem güldüren hem de düşündüren çarpıcı sonlu bir hikaye. Hayata bu kadar kötü yönlerden bakan “ölüm satan” bir ailenin vazgeçmek istedikleri hayata 3 çocuk getirmeleri, doğum günlerini partilerle kutlamaları, sattıkları ürünleri doğa dostu kağıt torbalarla paketlemeleri bile yaşam tarzlarıyla çelişen detaylarla dolu. Aile üyelerinin tüm yorgunluğuna ve bıkkınlığına karşın Alan’ın aile üyelerinin hayatını ve dünyalarını değiştirmesi, üstelik bunu saflık ve sevgi ile mümkün kılması ise benim için çok anlamlıydı.
İntihar Dükkanı, sayfa sayısı az da olsa bittikten sonra etkisinin devam edeceği keyifli bir okuma deneyimi.