Betül Gökçe AKGÖL'ün 4 Nisan 2025 tarihli yazısı: Gerçek mi, Algı mı? Medyanın Hakikati Şekillendirme Gücü
Günümüzde bir haberi okuduğumuzda, bir görüntüyü izlediğimizde veya bir olay hakkında duyum aldığımızda aslında gerçeğin kendisiyle mi yoksa bir algı operasyonuyla mı karşı karşıya olduğumuzu ne kadar bilebiliyoruz? Medya, sadece olayları aktaran bir araç mı, yoksa olayları belirli bir çerçevede sunarak gerçeği şekillendiren bir güç mü?
Geleneksel medya kuruluşlarından dijital platformlara kadar, haberlerin ve bilgilerin nasıl sunulduğu, toplumun olayları algılama biçimini doğrudan etkiliyor. Medyanın bu yönlendirme gücü, bireylerin düşüncelerini, inançlarını ve hatta duygularını bile şekillendirebiliyor. Peki, medya gerçekten objektif olabilir mi? Yoksa hakikati kurgulayan bir filtre mi işlevi görüyor?
Haber mi, Hikâye mi? Medyanın Çerçeveleme Etkisi
Medya, olayları yalnızca olduğu gibi sunmaz; onları belli bir bağlam içinde paketler ve izleyicilere aktarır. Bir olayın hangi kelimelerle anlatıldığı, hangi fotoğrafların kullanıldığı ve hangi detayların ön plana çıkarıldığı, toplumun olayı nasıl yorumlayacağını doğrudan etkiler.
Örneğin, bir protesto haberi verilirken, medya kuruluşu olayın içeriğine göre "Özgürlük mücadelesi veren halk" mı der, yoksa "Düzeni bozan gruplar" mı? Aynı olay, farklı bakış açılarıyla tamamen zıt şekillerde sunulabilir ve insanların zihinlerinde farklı algılar yaratabilir.
Bu çerçeveleme etkisi, yalnızca kelimelerle değil, görüntülerle de yapılır. Bir haber bülteninde verilen görüntüler, sahnenin nasıl bir atmosfer içinde gösterileceğini belirler. Görüntüye eklenen müzik, konuşma tonu ve seçilen sahneler, seyircinin bilinçaltında güçlü izler bırakabilir.
Algıyı Yönetmek: Medyanın Gücü ve Manipülasyon
Medyanın gücü, yalnızca haberleri vermekle kalmaz; aynı zamanda hangi haberlerin verileceğini ve hangilerinin göz ardı edileceğini seçmekle de ilgilidir. Bir olayın hiç haber yapılmaması, onun hiç yaşanmamış gibi algılanmasına neden olabilir. Bu durum, medya sahiplerinin ve siyasi güçlerin toplumu yönlendirme yeteneğini artırır.
Özellikle kriz zamanlarında, medya kuruluşları halkın neye odaklanması gerektiğini belirleyebilir. Bir ülkede ekonomik kriz yaşanırken, medya gündemi spor haberleriyle ya da magazinle meşgul edebilir. Aynı şekilde, bazı konular kasıtlı olarak sansürlenebilir veya çarpıtılabilir.
Örneğin, bir seçim döneminde medya organları, belirli bir adayı öne çıkarıp diğerini arka plana atabilir. Adaylardan biri sürekli başarılarıyla gündeme gelirken, diğeri sadece tartışmalı söylemleriyle sunulursa, toplumun o adaylar hakkında edineceği izlenim de yönlendirilmiş olur.
Sosyal Medyanın Rolü: Gerçeklik Daha mı Kırılgan?
Dijital çağın yükselişiyle birlikte, medya gücü yalnızca geleneksel medya organlarında değil, sosyal medya platformlarında da büyük bir yer edinmeye başladı. Günümüzde, herkes bir haber kaynağı olabilir. Ancak bu durum, bilgi kirliliğini de beraberinde getirdi.
Özellikle "clickbait" (tık tuzağı) başlıklarla verilen haberler, olayları çarpıtarak halkın tepkisini manipüle edebiliyor. Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıların zaten inandıkları şeyleri pekiştiren içerikleri daha fazla göstermeye programlandığından, insanlar farklı perspektifleri görme şansını kaybediyor.
Öte yandan, yanlış bilgi hızla yayılabiliyor ve toplumun geniş bir kesimi sahte haberlerin etkisi altında kalabiliyor. Gerçeğin yerini algılar aldığında, bireylerin doğruyu yanlıştan ayırt etmesi zorlaşıyor.
Gerçeği Nasıl Ayırt Edebiliriz?
Medyanın yönlendirici gücü karşısında bireyler, daha bilinçli tüketiciler olmak zorunda. Medya okuryazarlığı, günümüzde hayati bir beceri haline geldi. Bir bilgiyi değerlendirirken:
1. Farklı kaynaklardan kontrol edin: Tek bir kaynağa güvenmek yerine, farklı perspektifleri araştırarak olayın bütününü anlamaya çalışın.
2. Kimin neyi savunduğunu bilin: Medya organlarının siyasi veya ekonomik bağlılıklarını göz önünde bulundurun.
3. Duygularınıza oynayan haberlere karşı dikkatli olun: Aşırı duygusal içeriklere karşı şüpheyle yaklaşın.
4. Sosyal medyada hızla yayılan bilgilere sorgulayarak bakın: Bir haberin kaynağını araştırmadan paylaşmayın.
Gerçek ve algı arasındaki ince çizgi, medya tarafından her geçen gün daha da belirsiz hale getiriliyor. Olayları nasıl gördüğümüz, çoğu zaman onları bize nasıl sunduklarına bağlı oluyor. Ancak bilinçli bir medya tüketicisi olmak, hakikate ulaşmanın en güçlü yoludur. Bilgi çağında yaşamak, doğru bilgiyi bulma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Unutulmamalı ki, gerçek her zaman göz önünde olan değil, bazen derinlerde saklı olandır.